“Şeceretü’n-Nu‘mâniyye fî Devleti’l-‘Osmâniyye”

Bahadır Ata tarafından 3 Eylül 2010 tarihinde yazılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan elli dokuz yıl önce, 1240 mîlâdî yılında Şam’da vefât etmiş olan Şeyhü’l-ekber Muhyiddîn İbnü’l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri, henüz ortalıkta ne Osman Gâzî, ne de kuracağı cihân devleti yokken, cifr ilmine ve Kur’an’daki bâzı Âyet’lere dayanarak “Şeceretü’n-Nu‘mâniyye fî Devleti’l-‘Osmâniyye” adında bir eser yazmış; “Osmanlı Devleti Hakkında Soy Silsilesi” anlamına gelen bu küçük risâlesinde, kendi ifâdesiyle; “Devleti’l-Osmâniyye”(1)den “hilâfeti kâ’im kılacak olan kimseye” ve bu hânedana mensup olan hükümdarlardan “her birinin zamanına, hilâfetine ve askerlerine” dâir pek çok gizli bilgiyi ortaya çıkarmıştı.(2)

Şu kadar var ki, “Şeceretü’n-Nu‘mâniyye fî Devleti’l-‘Osmâniyye” kitabı Şeyhü’l- Ekber -kuddise sırruh- Hazretleri’nin ileriye âit olaylardan söz eden en büyük ilmî kerâmetlerinden biri olmasına rağmen, şimdiye kadar eser üzerinde hiçbir ciddî araştırma yapılmamış ve bu yüzden de içindeki rumuz ve işâretler sadece basit birer nakil ve rivâyetten ibaret kalmıştır.


İşte bu nedenle biz Hazret’in, ismi bile başlı başına bir kerâmet olan bu esrârengiz eserinde verdiği işaretleri, şahıslar ve olaylarla karşılaştırarak ilk defa birbirleriyle kıyaslamaya ve bu yolla harflerdeki şifrelerin mânâlarını ortaya çıkarmaya çalışacağız.

Ağıza Çalınan Bal

Bahadır Ata tarafından 31 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.

Transferin bitmesi gerektiği zamanlarda “İnce eleyip, sık dokuyoruz; kulübün sokağa atılacak bir kuruşu yok.” deyip transferleri son güne bıraktıktan sonra menajer ve kulüplerin fiyat yükseltmesinden şikayet eden profesyonellerin; “Şampiyonlar liginden gelecek paraya güvenerek transfer politikamızı belirlemiştik, dolayısıyla bu sene maliyeti yüksek transferler yapma olanağımız yok.” deyip, işlerin kötü gitmesi ile geçen sene bir oyuncuya verilen en yüksek bonservis bedeline çok yakın bir rakama transfer yapanların; kulübü holding, taraftarı müşteri olarak görenlerin; Galatasaray futbol takımının, bu saçma sapan transfer politikası ile Avrupa’ya, Ağustos ayında veda etmesine sebep olanların vermesi gereken bir hesap vardır.

Taraftar eğer yaşananları unutur da ağzına çalınan bu bal ile hesap sormaktan vazgeçerse, bunlar iyi günlerimiz olacaktır. Yapılan transferler şüphesiz önemli isimlerdir, takımımıza da katkı sağlayacaktır ve biz de sonuna kadar arkalarında olacağız. Fakat bu durum, kaz gelecek yerden tavuk esirgeyen sözde bir politikaya sahip olan, Galatasaray’ın hem maddi hem de prestij kaybına sebep olan sorumluların suçunun üstünü örtmemelidir.

Yönetim İstifa !

Tarih Öğreniyorum!

Bahadır Ata tarafından 29 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.

Her insanın inancına elbette saygılıyız. Tüm insanoğlunun Müslüman olmasını arzularız lakin bu bizden olmayanlara haksız muamele yapacağımız manasına gelmez. Öte yandan tarihten gelen bazı gerçeklerimiz de vardır. Biz Türkler, İslamiyet’i kabul etmeden önce de büyük bir millettik. Fakat ne zaman ki İslam ile şereflendik, artık dönüşü kabul edilmez bir yola girdik. Türklük bedenimizdi, İslamiyet de ruhumuz oldu. Ruhsuz beden cesettir. Birkaç asırdır, elimizi Kuran’dan gevşeterek, ruhumuzu inkar eder olduk. Bu milletin aydınları olduğunu iddia eden insanlardan kulaklarımıza inanamayacağımız şeyler duymaya başladık. Aynı zamanda bu kişiler, toplum mühendisliğine de soyunmuşlardı. Üstad’ın tabiriyle “Batı reçelini kavanozundan yalayan bu maymunlar”, Batı’nın doğrularını sorgulamadan, hayatımıza tatbik etmeye kalktılar. Sonuç mu? Her şey açık değil mi? Ezandan duyulan rahatsızlık dile getirilir oldu. İnanca saygıları vardı ama sokakta tesettürlü insan görünce dayanamayacak hale geliyorlardı. Bunu ben demiyorum, kendi ifadeleri… Camiye sığmayan cuma cemaatinin sokağa taşması devletin temel felsefesine ters hale geldi. Bu örnekler yazmakla bitmez. Peki bu hale nasıl geldik? Toplumsal mesaj vermeye kalktığımız da “Her şeyin başı eğitim” lafını hepimiz kullanırız, haklı olarak. İşte “Nasıl?” sorusunun cevabına bu açıdan ulaşmaya çalışalım. 1931 basımlı Tarih kitabından, İslam tarihi ile ilgili bir kaç alıntı yapacağım resimleri ile…

Devamını Oku

Karakol Meselesi

Bahadır Ata tarafından 27 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.

Gündemi yakından takip ettiğimi zannetmeme rağmen, Aktütün baskınını yapan teröristlerce çekilen görüntüleri, nete düşmesinden yaklaşık bir sene sonra gördüm. Aşağıdaki video aslında yapılan hataların bir kısmının özeti. Dağların ortasında bir karakol ve ne denli güvenli olduğu ortada. Bu karakol hangi hizmete binaen orada yer alıyor? Kaçakçılığı önlemek için mi? İzleyince göreceksiniz, elini kolunu sallaya sallaya, gündüz gözüyle ağır silahlarla gelen bir grup. Çevrenizi dört bir yandan sarıp, sizi etkisiz hale getirmeleri hiç de zor değil keza öyle de oluyor. Devletin güvenliğine bu karakolun zerre katkısı yoktur. Bırakın katkıyı zararı vardır. Hayatımda hiç askeri eğitim almamış, askerliğimi yapmamış olmam bu karakollarının hiçbir anlam taşımadığını söylememe engel değildir.

Burada görev yapan askerleri de hatalarından ötürü suçlayamazsınız. Çünkü ölüm anlık bir şeydir; olur ve biter. Fakat insan her an ölebilirim korkusuyla yaşamını sürdüremez. Bu şartlar da görev yapan askerlerin de yirmi dört saat teyakkuzda olması mevzu bahis olamaz. Bölgenin doğa şartları böyle iken, sabit karakolların varlığı, bu devletin askerlerinin can güvenliğini tehdit eden birinci derecen unsurdur.

Devamını Oku

Page 1 of 181234510...Last »
© Bahadır ATA 2010 | En uygun görüntü için Firefox kullanınız.